Evrenin on üç buçuk ile on dört milyar yıl arası geçmişe sahip olduğu bilinmektedir. Güneş sisteminin beş milyar yıl önce oluşmaya başladığı ve ilk yaşam belirtilerinin yaklaşık olarak, dört milyar beş yüz milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. 530 ile 570 milyon yıl önceye kadar yalnız tek hücreli ve mikroskobik çok hücreli organizmaların var olduğu ve bu tarihlerde kemikli karmaşık vücutlu hayvanların birdenbire ortaya çıktığı fosil buluntularından anlaşılmaktadır. İnsanlığın başlangıcının ise yaklaşık olarak beş milyon yıl önce olduğu tahmin edilmektedir.
İnsanlık tarihinin en eski fosili 150.000 yıllıktır. İnsanoğlunun ilk resim çizmeye başlaması 40.000 yıl önce başlamıştır ( Güney Batı Afrika’da San, Avusturalya’da Aborigines ve Güney Batı Avrupa’da Cro Magnon).
Yazılı hiçbir kayıt bulunamadığından çok eski tarihlerde insanların ne tür matematik ile ilgilendiklerini kestirmek çok zordur.
Çok insan, insanoğlunun sayılarla işlem yapabilme kapasitesinin bizi hayvanlardan ayıran yeteneklerden birisi olduğunda hem fikirdir. Fakat özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar tavşanlardan kuşlara, kuşlardan şempanzelere geniş bir yelpaze içinde pek çok hayvanın bazı temel sayı duyarlılıklarına sahip olduğunu göstermektedir.
Bazı araştırmacılar üç parça meyveden ziyade iki parçanın farkına varma şeklinde hayvanların kullandığı sinir sisteminin bebeklerin benzer ayırt etme becerisindeki aynı işleyişe sahip olduğunu iddia etmektedirler.
Bir grup araştırmacı tarafından oluşturulan bir teori de insanlar ve hayvanların akümülatör denen ve açıkça nesnelerin üç ya da dörtten az oluşunu ayırt edebilen fakat daha büyük sayılar arasında ayırım yapa bilemeyen bir ortak temel sinir sistemine sahip olduğunu savunmaktadır. Daha fazla miktardaki nesneleri ayırt etmek için yalnız insanlarda var olan gelişmiş bir sinir sistemine gereksinim vardır.
Matematik ile ilgili bilgilere en eski tarih olarak milattan önce 37.000 yıllarında rastlamaktayız. O yüzyıllarda insanların kemiklerin üzerine rakamları çiziklerle işaretlediğinden arkeolojik kazılardan haberdarız. Belki de çok daha eski bin yıllara ait arkeolojik kalıntılar araştırmacıların keşfetmesini beklemekteler. Matematik ile ilgili en eski fosil günümüzden 37.000 yıl önceye ait olan Lebombo kemiğidir. Bu kemik 1970 yılında Güney Afrika ile Mozambik arasındaki Swaziland’daki Lebombo dağlarında bulunmuş olup, üzerindeki 29 çentik açıkça görülmektedir. Bu kemikteki işaretler Güney Afrikada Bushmen kabilesi tarafından halen kullanılmakta olan bir takvimi çağrıştırmaktadır. Bu kemikteki çentikler bir kadının aylık periyodik adet günlerini işaretlemiş olabileceği izlenimini vermektedir. Gerçekten aylık periyodik takvime bir kadından başka kimin ihtiyacı olabilir. Acaba ilk matematikçiler kadınlar mıydı?
Bazı oyulmuş kemikler üzerindeki çentiklerden ilk sayma ve kaydetme düşüncelerinin belirtilerini görmekteyiz. Merkez Avrupa’da Çekoslovakya’da bulunmuş olan bir kurt kemiği üzerindeki çentiklerden beşli grup içinde 57 çentik vardır ve bu muhtemelen beş tabanlı sayı sistemini kullandıklarını işaret etmektedir. Bu kemik 30.000 yıldan eskidir.